Kadın Cinayetlerini Durduracağız Platformunun 2026 yılının ilk altı ayına ilişkin raporuna göre, 150 kadın erkekler tarafından öldürüldü; 151 kadının ölümü ise şüpheli olarak kayıtlara geçti. Raporda, öldürülen kadınların yüzde 43’ünün evli olduğu erkek tarafından, yüzde 61’inin ise kendi evinde öldürüldüğü belirtildi. Geçmiş yıllarda şüpheli ölüm olarak kayıtlara geçen 12 dosyanın da kadın cinayeti olduğu tespit edildi.
Kadın Cinayetlerini Durduracağız Platformunun (KCDP) “2026 Yılı İlk Altı Ay Raporu”, ocak-haziran döneminde Türkiye’de kadına yönelik şiddetin ulaştığı boyutu gözler önüne serdi. Rapora göre, 150 kadın erkek şiddeti sonucunda yaşamını yitirirken 151 kadının ölümü ise şüpheli olarak kayıtlara geçti.
İstanbul’daki Bilim Beyoğlu’nda düzenlenen basın toplantısında verileri açıklayan Platform, raporu basına yansıyan haberler ile kendilerine doğrudan yapılan başvuruları derleyerek hazırladığını belirtti.
Platformun verilerine göre, Türkiye’nin İstanbul Sözleşmesi’nden 1 Temmuz 2021 tarihinde çekilmesinin ardından geçen yıllarda kadın cinayeti sayıları dalgalı bir seyir gösterdi. Yılın ilk altı ayında öldürülen kadın sayısı 2021’de 131, 2022’de 164, 2023’te 147, 2024’te 205, 2025’te 136, 2026’da ise 150 olarak kayıtlara geçti.
Platform, Türkiye’nin İstanbul Sözleşmesi’nden çekilmesinin ardından kadın cinayeti sayılarının dönemsel dalgalanmalara rağmen yüksek seyretmeye devam ettiğini ve sözleşmenin kadınlar açısından taşıdığı önemin verilerle bir kez daha görünür hâle geldiğini savunuyor.
KADINLARI EVLİ OLDUKLARI YA DA AYRILDIKLARI ERKEKLER ÖLDÜRDÜ
Rapora göre, öldürülen 150 kadının 64’ü, yani yüzde 43’ü, evli olduğu erkek tarafından öldürüldü. On yedi kadın birlikte olduğu erkek, 10 kadın eskiden evli olduğu erkek, 4 kadın ise eskiden birlikte olduğu erkek tarafından öldürüldü.
Öldürülen kadınların üçte ikisinden fazlası; evli oldukları, birlikte oldukları, ayrıldıkları ya da boşandıkları erkekler tarafından öldürüldü.
Kadın cinayetlerinde aile içindeki faillerin de önemli bir yeri bulunuyor. On kadın akrabası, 9 kadın babası, 6 kadın oğlu, 2 kadın ise kardeşi tarafından öldürüldü. Dokuz kadın tanıdığı biri tarafından öldürülürken 17 kadının faille yakınlık derecesi tespit edilemedi.
Platform, kadınların en çok kendi hayatlarına ilişkin kararlar almak istediklerinde; boşanmak, ayrılmak veya şiddetten uzaklaşmak istedikleri sırada öldürüldüklerine dikkat çekti.
Öldürülen 150 kadının 92’si, yani yüzde 61’i, evinde öldürüldü. Ev dışındaki cinayetlerin 17’si sokakta, 8’i araçta, 5’i ıssız yerlerde, 4’ü arazide ve 3’ü iş yerinde gerçekleşti. İki kadın su kenarında, 2 kadın diğer kamusal alanlarda, 1 kadın ise otelde öldürüldü. On üç kadının nerede öldürüldüğü belirlenemedi.
Veriler, kadın cinayetlerinin yüzde 33’ünde şiddetin, öldürülen kadının çevresindeki kişilere de yöneltildiğini gösteriyor.
Rapora göre, 2026 yılının ilk altı ayında öldürülen 150 kadından 78’i, yani yüzde 52’si, ateşli silahla öldürüldü.
Öldürülen 150 kadından 8’inin, 6284 Sayılı Kanun kapsamında aktif bir koruma veya tedbir kararına sahip olduğu belirlendi. Yedi kadın hakkında tedbir kararı bulunduğu, 2 kadına barınma imkânı, 1 kadına ise kreş desteği sağlandığı bilgisine ulaşıldı. Yüz otuz sekiz kadının, yani yüzde 92’sinin, 6284 Sayılı Kanun kapsamındaki durumu tespit edilemedi.
Elde edilen verilere göre, öldürülen 150 kadından 9’u boşanma aşamasındaydı. Dört kadının polise veya savcılığa şikâyette bulunduğu, 3 kadının ise hem boşanma sürecinde olduğu hem de adli makamlara başvurduğu belirlendi.
Platform, kadınların yetkili makamlara başvurduklarında dahi yeterince korunmadığını, başvuruların etkin bir biçimde takip edilmemesinin cinayetlere zemin hazırladığını belirtti.
151 ŞÜPHELİ KADIN ÖLÜMÜ
Rapora göre, 2026 yılının ilk altı ayında 151 kadının ölümü şüpheli olarak kayıtlara geçti. Geçmiş yıllarda şüpheli ölüm olarak tanımlanan 12 dosyanın ise kadın cinayeti olduğu ortaya çıktı.
Platform, şüpheli kadın ölümü dosyalarının “intihar”, “kaza” veya “belirsiz ölüm” olarak hızla kapatılmasının kabul edilemez olduğunu belirtiyor.
Sonuç olarak diyebiliriz ki evli olduğu, boşandığı veya birlikte yaşadığı erkekler tarafından öldürülen kadınların sayısı her geçen gün artıyor. Üstelik “kaza” veya “intihar” süsü verilen ya da bu şekilde tanımlanan kadın cinayetlerinde de artış görülüyor.
Bu cinayetlerin neden önlenemediği sorgulanmalı; aile içi cinayetler başta olmak üzere faili meçhul kadın cinayetleri yeniden incelenmeli ve kapatılan dosyalar tekrar ele alınmalıdır.
İstanbul Sözleşmesi yeniden uygulanmalı, 6284 Sayılı Kanun etkin biçimde işletilmeli, koruma kararları hızlı ve eksiksiz bir şekilde uygulanmalı, bireysel silahlanma ise sıkı bir şekilde denetim altına alınmalıdır.
Kadınlarımız ve annelerimiz yalnızca yaşadıkları evlerin değil, toplumun da direğidir. Onları koruyalım, bağrımıza basalım ve yaşatalım.
Yorum Yazın